Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Zamanımızın en büyük maddi gücünü Amerika elinde bulundurduğu için ona uşaklık yapan çok sayıda devlet, kuruluş ya da kişileri görmekteyiz. İslam dünyasında ve ülkemizde sağcısından solcusuna ve İslamcısına kadar her kesimde Amerikancılık fazlasıyla yer etmiştir. Yakın zamanımızda İslamcıların genelini etki altına alan Amerikancı yaklaşımları ele almaya çalışalım.
İmam Humeyni (r.a ) dünya küfrüne karşı kıyam ederek İslam inkılâbını gerçekleştirdi. İmam’ın İslami kıyamı, Amerika’ya sığınarak bir şeyler yapmaya çalışan Müslümanları ciddi anlamda şaşkınlığa uğratmıştı. Artık Amerika büyük şeytan olarak ele alınıyor ve meydan okunuyordu. Allah’a ve halka dayanarak Amerika’ya meydan okunabileceğini ve bağımsız olunabileceğini varlığıyla ispatlıyordu.
Büyük Şeytan, bundan dolayı İslam inkılâbını en büyük tehdit olarak algıladı ve buna göre davranmaya başladı. Amerika, İslam dünyasındaki halkların bağımsızlık ve İslam yolunda varlık göstermelerinin gerçekleşmemesi için çareler aramaya başladı. Tağut Saddam gibi zalimleri İslam inkılâbına savaş açtırdılar. Tüm gerici Arap rejimlerine de verdikleri destekle İslam inkılâbının özgürlük ve adalet bahşeden mesajını susturmaya çalıştılar. Büyük Şeytan ve uşaklarının tüm çaba ve entrikalarına rağmen, İmam’ın peygamberleri örnek alan tavrı tüm entrikaları boşa çıkardı. Peygamberlerin yolunun kâmil sürdürücüsü İmam, Allah’ın yardımlarıyla imkânsız görülen pratikleri gerçekleştiriyordu.
İmam (r.a) tüm dünya küfrüne meydan okuyup İran’da İslam’ı hâkim kılarak, dünya küfrüne karşı özgürlük ilan etti. Dünya istikbarına karşı durarak meydan okudu. Bu tavır dünya Müslümanlarına izzetli duruş ve kişilik sahibi olma dersi veriyordu. Dünya yiyicileri, kaba güç ve müslümanım diyenler eliyle İslam inkılâbının yıpratılması için ellerinden geleni yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.
İmam, yalnızca yaşadığı dönem için dünya istikbariyle mücadele etmedi. Kendisinden sonrası için de tedbirlerini aldı. Velayeti Fakih sistemiyle tüm zamanlarda dünya istikbariyle mücadelenin temellerini attılar. Bugün İmam Humeyni’nin (r.a) takdir ettiği Rehber Hamaney ( Allah onu korusun)sayesinde İslam inkılâbı öz Muhammedi İslam’ın yolunu sürdürmektedir. İslam Ümmeti, bu iki yüce imamla tanışmanın ayrıcalığını yaşamaktadır. İslam ümmetinin hayal edemeyecekleri yüce kişilikler pratikte ümmete önderlik yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Rehberimiz Hamaney’in İslam tarihinde emsalsiz bir pozisyonu ve çok yüce bir kişiliği vardır. Rehberiyetine itiraz edilebilecek bir tane gerekçe bile olamaz. İslam’a dayalı bir devletin sahibi olmaksa sahip, seçimle rehberiyete gelmekse tarihte yalnızca ona nasip olmuştur. Bilgi ve hikmetse onda, korkusuzca dünya küfrüne meydan okumaksa onda var. Rehberiyetten bekleyebileceğimizin çok üzerinde özellikler sahibi bir rehbere sahip olduğu için ümmet şükretme durumundadır.
Geçtiğimiz günlerde rehberimizin Büyük Şeytan ve uşaklarını ciddi anlamda uyarmasının etkilerini tüm dünya gözlemledi. Dünya istikbarı, rehberin uyarısı karşısında geri adım atma durumunda kalmıştır. Amerikancılığın genlerine işlememiş olan herkes bu izzetli duruşu selamladı.
Beklenirdi ki imamların bu tutum ve davranışları sayesinde dünya Müslümanları, Amerika’ya karşı yekvücut olsunlar ve İslam âleminde Amerika’nın adı sanı okunmasın. Ama pratik böyle olmadı. Birçok cemaat ve hareket İslam adına Büyük Şeytanla birlikte imamlara karşı mücadeleler verdiler. Amerikancılık genlere işlediğinden bu hastalıklarından kurtulamadılar. Birçoklarında mevcut bu hastalığı ancak kara toprak temizler.
Bu hastalıklı yaklaşımlar, İmam Ali (as) ile savaşan Tağut Muaviye’yi de bir yerlere oturtamadılar. İmam’a karşı savaşan Muaviye’ye de düşünce inanç dünyalarında yer verdiler. Yer vermekle hakkı batılla karıştırdılar. Hak ile batılı karıştıranlar için artık bu karıştırmanın önü alınamaz olmuştur. Tağut Muaviye’nin batıl mücadelesini İslam adına temize çıkaranları, Muaviye zihniyeti tüm zamanlarda hak anlayışlardan uzaklaştırdı. Muaviye’ler ve Amr ibni As’lar yalnızca o zamanki Müslümanları yüzüklerle kandırmadılar. Tüm zamanlardaki Müslümanları kandırmaya devam ediyorlar. Muaviye bugünkü Müslümanları da kandırıyor.
Yahudiler neden lanetli bir toplumdur? Tarihte işlenmiş cinayetleri fikir olarak savundukları için bugünküler de lanetlidirler. İşlenen cinayetlerin savunucusu olmasalar, geçmiştekilerin yaptıklarından bu zamanda yaşayanlar neden lanetlensin ki?
Hak ile batılı karıştıranlar, ölçüsüz insanlar olurlar. Ölçüsüz insanlar İslama inansalar da batıla sapmaktan yakalarını kurtaramazlar. Tarihte hak ile batılın temsilcilerini ayırt edemeyenler, bugünlerde de ayırt edemezler. Ölçüsüz olanların nerede, ne zaman ne yapacakları belli olmaz.
Zamanımızda birçok İslamcı yazarın, cemaatlerin ve partilerin büyük şeytan Amerika ile uyumlu olarak varlık gösterdiklerini görmekteyiz. Amerika’ya yakınlıkları oranında İslam inkılâbına karşı olmaktadırlar. Amerika’nın çiftliğinde İran İslam inkılâbı ve direniş cephesi aleyhine planlarla meşgul olmaktadırlar. İslam’ın yanlış yorumuyla uyuşturulmuş topluluklar, Suriye’ye karşı dünya istikbariyle birlikte cihad etmek için ayağa kaldırılabilmiştir.
İslam’ın yanlış bir şekilde okutulup anlaşılmasından dolayı Amerikancılığı içerimizden atamıyoruz. Gücü ve otoriteyi elinde tutanlarla birlikte olmanın gereğine inanır durumda olmuşuz. Böyle olunca Müslümanlar arasına Amerikancılık birçok şekilde tecelli etmektedir.
1- Doğrudan Amerikancı yaklaşım ortaya konmaktadır. Amerika’nın filosunu savunma gereği duymak ve bunun mücadelesini vermek şeklinde olmaktadır. Sol kesime “bizim Amerika’nın filosunu protesto edemezsiniz” yaklaşımında bulunmak şeklinde ortaya çıkmıştır.
2- Amerika’nın her yerde hazır ve nazır olduğuna inanmak şeklindedir. Amerika her şeyden haberdardır ve her yerde olan gelişmeler de onun izni ve etkisiyle olmaktadır. Amerika’ya rağmen bir yaprak bile oynamaz. Amerika ve İsrail bu bölgede her istediğini yapabilmektedir. Bu anlayış sahipleri doğal olarak her olayı Amerikayla izah ettiler. İslam inkılâbının olması ve direnişin İsrail’e darbeler vurması bile birçok müslümanın Amerika’ya olan inancını sarsamamıştır. Amerika Irak’a geldiğine göre Irak’ın geleceğini de belirlemiştir. Irak’taki yönetim Amerikan uşağı bir yönetimdir diye yorumlar yaptılar. Ama bu yorumların gerçekliklerle hiçbir alakası yoktur.
3- Amerika ile beraber hareket ederek bazı avantajlar elde etmek. Amerika’nın artıklarından başkası değil biz yararlanalım yaklaşımı. Bugün Türkiye’de en etkili Amerikancı yaklaşım bu şekilde olanıdır. Bu yaklaşıma milli çıkarları söz konusu ettiğinizde sağcısından solcusuna ve İslamcısına kadar her kesimi etkilemektedir. Hep bir ağızdan “öyle davranırsak ne kazancımız olacak, ülkeler arasında dostluklar değil çıkarlar vardır” gibi insanlık dışı yaklaşımlar ortaya konmaktadır.
Füze kalkanını Malatya’ya kurdurmaktan dolayı menfaatimiz var mı biz ona bakarız. Bu kalkanı Amerika ve İsrail’in işine yarayacakmış bundan İslami İran zarar görecekmiş bu önemli değil. Füze kalkanını kabul eden iktidar Müslüman halkın oylarını kaybetmiyor. Çünkü aslolan çıkarlarımızdır anlayışı hâkim kılınmıştır.
Amerikancı İslamcı yazar ve cemaatler açısından kendilerinin yararı İslamın yararı olarak görüldüğünden, aslolan kendi yararlarıdır. Amerikayla dost olan cemaat açısından kendi yumurtasını pişirmek için gözünü kırpmadan ümmetin evini yakarlar. Olsun ümmetin evi yansa da bunların yumurtaları pişmiş ya orası önemlidir.
Suriye’deki muhalif teröristleri desteklemekle ve olası bu teröristlerin iktidarıyla Amerika kazançlı çıkacaktır. Bu Amerikancı yaklaşıma göre, bunların da biraz yararına olacaktır. Ama bölgede şartlar büyük şeytan ve İsrail’in lehine olacakmış artık bunun hesabını yapmaya gerek de yoktur.
Siyasi iktidarda, görülen o ki bu cemaatlerin mantığını esas almıştır. Cemaatin Amerikancı yaklaşımının etki alanına girmiştir. Bazı yararlar elde etme peşine düşmüşlerdir. Amerikancı olmak işte böyle değişik şekillerde tecelli etmektedir.
Amerikancılık öldürücü bir virüstür. Cemaatlerin ellerindeki okudukları, bu virüsü oluşturmaktadır. Bu konu da, başka bir yazının konusu olsun.
Hüseyin TAŞ